1921 - 1931

OSMANLI BANKASI MÜZESİ - YENİ DENGELER VE SON SÖZ

SALT

“Osmanlı Bankası arşivlerinden kronolojik bir seçki”

SALT Araştırma koleksiyonlarından biri olan Osmanlı Bankası Arşivleri,  geneli incelendiğinde İmparatorluğun merkez bankası ve hazinedarı olarak görev yapan Osmanlı Bankası’nın sadece kurum öyküsünü anlatmakla kalmaz, bir dönemin yaşam temsilini de sunar. Arşivler, bankanın merkezi rol oynadığı geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemlerinin az bilinen dünyasını yansıtır. 

Google Cultural Institute’de beş ayrı sergi şeklinde konumlandırılan arşiv içeriği, kuruluşundan özel ticari banka statüsüne geçtiği 1933’e kadar, 80 yıllık süreçte bankanın yaşadığı önemli değişiklikleri, gelişmeleri ve krizleri kronolojik olarak sunuyor. 

-Osmanlı Bankası Müzesi - 1856 - 1880 - Kuruluş & Zor yıllar

-Osmanlı Bankası Müzesi - 1881 - 1894 - Toparlanma

-Osmanlı Bankası Müzesi - 1895 - 1913 - Genişleme

-Osmanlı Bankası Müzesi - 1914 - 1920 - Savaş ve Kriz

-Osmanlı Bankası Müzesi - 1921 - 1931 - Yeni Dengeler & Son söz

1921 - 1930   YENİ DENGELER

Osmanlı Bankası'nın Ankara'da odaklaşan hareketi ciddiye almış olmasının son derecede doğru bir hareket olduğu ortaya çıktı. Gerçekten de Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Ankara'dan olumlu işaretler gelmeye başlamıştı. Osmanlı Bankası, 1924 ve 1925 yıllarında yürütülen müzakereler neticesinde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde faaliyetine devam etme hakkı kazanmıştı. Bunun bir bedeli vardı: Bankanın ismindeki “Şahane” terimi düşecek, Türk ve Müslüman personel sayısı kademeli olarak artacak, yeni hükümete gereken bazı krediler sağlanacaktı. Banka kendini yine de başarılı sayabilirdi. Yeni dönemde ismindeki “Osmanlı” ibaresini koruyabilen tek kurum olmuştu. Henüz bir merkez bankası kuracak gücü kendinde bulamayan Ankara hükümetinin devlet bankası sıfatını da muhafaza edebilecekti.

Sorunlu İlişkiler 1923 - 1925

İstiklal Savası süresince Anadolu kuvvetlerine muhtelif hizmetlerde bulunan Osmanlı Bankası, bu öngörüsü sayesinde yeni düzene uyumu kısmen teminat altına almıştı. Ancak bazı açılardan bu geçişin sancılı bir sürece dönüşebileceği kesindi. Bankanın yabancı sermayesi, İmparatorluk geçmişi, müşterileri ve personeli açısından gayrımüslim nüfusla olan yakın ilişkileri Ankara'da yeni kurulmakta olan düzenle zor uyuşacak unsurlardı. Bazı gazetelerde banka aleyhine yapılan neşriyat bu durumun en açık işaretiydi. Duruma daha gerçekçi bakanlar ise bir ara çözüm bulunması gerektiğini vurguluyorlardı. Türkiye kendi devlet bankasını kuracak güce kavuşuncaya kadar Osmanlı Bankası'yla yaşamak, bankayı da yeni şartlara uyum göstermeye zorlamak gerekiyordu. Bankanın yönetimi bazı baskılara karşı koymakla birlikte küçük tavizler vererek mevcut durumu sürdürebileceğine inanıyordu. Onlar da farkındaydı ki kurumun geleceği Türkiye'de kalıp kalamayacaklarına bağlıydı.

31 Ocak 1925 tarihli Tevhid-i Efkâr Gazetesi'nde yayımlamış ve bankayı tenkit eden makalenin tercümesi
Hakimiyet-i Milliye Gazetesi'nde Osmanlı Bankası ile anlaşmaya varılması gereğini vurgulayan makale
Kemaleddin Sami Paşa'nın Ertuğrul mebusu İbrahim Bey'in talep ettiği kredinin, banka tarafından reddedilmesi üzerine, 26 Nisan 1925'te bankanın Genel Müdür Yardımcısı Berç Keresteciyan'a sözleri

Ankara Hükümeti ile Sözleşmeler 1924 - 1925

Osmanlı Bankası'yla yapılacak bir anlaşmaya karşı çıkan muhalif seslere rağmen hükümet, Batıyla en önemli ekonomik ve mali bağlarından birini oluşturan bankanın varlığından vazgeçecek durumda değildi. Ankara'daki yöneticilerle banka idaresi arasında başlayan müzakereler 10 Mart 1924'te imzalanan bir anlaşmayla sonuçlandı. Bu anlaşmaya göre Osmanlı Bankası'nin imtiyazı banknot ihraç etme yetkisi dahil olmak üzere uzatılıyor, karşılığında da bankadan bazı kolaylıklar bekleniyordu. Hükümete ve hükümetin bankalarına kredi imkânlarının yanında bankanın yapması gereken en büyük değişiklik Türk-Müslüman personelinin oranını artırmaktı. Ancak bu anlaşma muhaliflerin itirazları sonucunda Meclis'te onaylanamamıştı. Bir yıllık bir çalışmanın sonucunda 22 Nisan 1925 tarihinde imzalanan bir ek anlaşmanın onaylanması sayesinde bankanın muğlak kalmış statüsü daha sağlam bir zemine oturtulabildi. Bu sayede Osmanlı Bankası daha bir süre devletin resmi bankası sıfatıyla faaliyetine devam edebilecekti. Fakat Başvekil İsmet Paşa'nın da açıkladığı gibi, hükümet bu duruma 'gerçek' bir devlet bankası kuruluncaya kadar izin verecekti.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Osmanlı Bankası arasında 10 Mart 1924 tarihinde imzalanan anlaşma
Türkiye Cümhuriyeti Hükümeti ile Osmanlı Bankası arasında Nisan 1925'te imzalanan ve 1924 anlaşmasına ek oluşturan anlaşma
Osmanlı Bankası Genel Müdürü Pierre de Sorbier de Pougnadoresse'e Başvekil İsmet Paşa'nın 17 Ocak 1928'teki sözlerinden bir alıntı

Uyum çabaları 1924 - 19331

1925'teki anlaşmanın imzalanmasıyla Osmanlı Bankası artık yeni konumunun gerektirdiği değişiklikleri uygulamaya başlayabilirdi. Bu değişikliklerin en önemlilerinden ikisi Türk-Müslüman personelinin ve maaşlarının oranının yükseltilmesiyle idari ve muhasebe işlerinde Fransızca yerine Türkçe kayıt tutma mecburiyetinin uygulanmasıydı. Bankada yerli ve yabancı Türkçe bilmeyen memurlara Türkçe dersleri verilmeye başlanmış, işe alım politikasında da sistematik olarak Müslüman vatandaşlara öncelik tanınmaya başlamıştı. 1927 ile 1933 yılları arasında Müslüman memurların oranı % 30'dan % 60'a, aldıkları maaşların oranı ise % 23'ten % 40'a yükselmişti. Banka yeni anlaşmasının diğer gereklerini de yerine getirmekte gecikmedi. 1925 yılı içinde devletin en önemli iki bankası olan İş Bankası ve Ziraat Bankası'na 750.000 ve 2.000.000 liralık kredi açarak bu kurumların kaynak sıkıntısını gidermekte önemli bir rol oynadı. 

Osmanlı Bankası ile Türkiye İş Bankası arasında 2 Kasım 1925 tarihinde imzalanan kredi anlaşması
Osmanlı Bankası genel müdürü Steeg'in Maliye Vekili Abdülhalik Bey'e 19  Kasım 1924 tarihli mektubunda Türk-Müslüman personelinin artırılacağına dair verdiği teminat
1920-1933 yılları arasında Osmanlı Bankası personelinin içinde Müslüman-Türk memurların oranı ve Müslüman-Türk memurların maaşlarının tüm maaşlara oranı

1931 SON SÖZ

1931 yılında Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın kuruluşuyla birlikte Osmanlı Bankası son kez önemli bir değişikliğe uğradı. 1863'ten beri Osmanlı ve sonra da Türk devletiyle olan ayrıcalıklı ilişkisinin artık gerekçesi ve geçerliliği kalmamıştı. Artık faaliyetleri,basit bir ticari banka gibi mevduat toplamak, kredi vermek gibi olağan işlemlerle sınırlıydı. Tek ayrıcalığı yabancı sermayeli bir banka olduğu halde Türk bankalarıyla aynı şartlarla bankacılık yapabilmesiydi. Devlet bankalarının ve 1940'larda kurulan yerli özel bankaların giderek güçlendiği bir ortamda rekabet etmesi gittikçe zorlaşmıştı. Osmanlı Bankası artık kısıtlı ama sadık bir müşteri kitlesine hizmet veren küçük bir banka konumundaydı. 1996'da başlıca sermayedarı Paribas Bankası tarafından Doğuş Grubu'na satılan Osmanlı Bankası yeni kimliğiyle beş yıl kadar hizmetten sonra 2001 yılında ülkeyi sarsan krizin sonucunda faaliyetine son vermiş, Garanti Bankası ile birleşerek tarihe karışmıştır.

Hazırlayanlar: Hikaye

Kurgu ve anlatım / Concept and narrative — Edhem Eldem, Boğaziçi Üniversitesi

Katkıda bulunanlar: Tüm medya
Bazı durumlarda öne çıkan hikaye bağımsız üçüncü taraflarca yaratılmış olabilir ve aşağıda listelenmiş olan içeriği sağlayan kurumların görüşlerini her zaman temsil etmeyebilirler.
Google ile çevir
Ana Sayfa
İnceleyin
Etrafımda
Profil