1914 - 1920

OSMANLI BANKASI MÜZESİ - SAVAŞ VE KRİZ

SALT

“Osmanlı Bankası arşivlerinden kronolojik bir seçki”

SALT Araştırma koleksiyonlarından biri olan Osmanlı Bankası Arşivleri,  geneli incelendiğinde İmparatorluğun merkez bankası ve hazinedarı olarak görev yapan Osmanlı Bankası’nın sadece kurum öyküsünü anlatmakla kalmaz, bir dönemin yaşam temsilini de sunar. Arşivler, bankanın merkezi rol oynadığı geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemlerinin az bilinen dünyasını yansıtır.

 Google Cultural Institute’de beş ayrı sergi şeklinde konumlandırılan arşiv içeriği, kuruluşundan özel ticari banka statüsüne geçtiği 1933’e kadar, 80 yıllık süreçte bankanın yaşadığı önemli değişiklikleri, gelişmeleri ve krizleri kronolojik olarak sunuyor.

 -Osmanlı Bankası Müzesi - 1856 - 1880 - Kuruluş & Zor yıllar

-Osmanlı Bankası Müzesi - 1881 - 1894 - Toparlanma

-Osmanlı Bankası Müzesi - 1895 - 1913 - Genişleme

-Osmanlı Bankası Müzesi - 1914 - 1920 - Savaş ve Kriz

-Osmanlı Bankası Müzesi - 1921 - 1931 - Yeni Dengeler & Son söz

1914-1920 SAVAŞ VE KRİZ

1910'larda Osmanlı Bankası'nın vardığı noktadaki mali ve ekonomik gücü tartışılmazdı, fakat siyasi dengeler bu gücü her an tehdit edecek derecede değişmeye başlamıştı. O sıralarda gelişen milliyetçilik bankanın kimlik ve konumunun ciddi bir şekilde sorgulanmasına yol açmıştı. Yabancı sermayeli devlet bankası olarak garip bir kimliğe sahip olan bankanın yerine milli sermayeye dayalı banka projeleri yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştı. Ancak bankaya son darbeyi vuran I. Dünya Savaşı oldu. Bir anda, temsil ettiği devlet ile sermayedarları çatışmanın karşıt taraflarının arasında kalmıştı. Savaşın sürdüğü dört yıl boyunca neredeyse rehin durumuna düşen banka oluşan ekonomik kriz ve olağanüstü savaş hali ortamında faaliyetini neredeyse tamamen durdurma noktasına getirmek zorunda kalmıştı. Osmanlı İmparatorluğu'nun yenilgisi ve mütarekeyle birlikte durum eskisine döner gibi görünüyorduysa da, aslında bankanın faaliyet gösterdiği toprakların bir daha eskisi gibi olmayacağı aşikârdı. 

Milliyeti Tartışılan Bir Banka 1908 - 1914

Osmanlı Bankası'nın kimliği, 1908’de II. Meşrutiyetin ilanıyla birlikte Osmanlı siyasetine hakim olmaya başlayan yeni akımların karşısında tartışma konusu olmaya başlamıştı. Aslında bankanın idaresi II. Meşrutiyetin ilanını ilk aşamada Osmanlı İmparatorluğu'na siyasi ve mali istikrarın gelmesi için bir ümit olarak değerlendirmiş, Jön Türk rejimine destek verme konusunda Paris ve Londra komitelerine baskı yapmaya çalışmıştı. Ancak giderek sertleşen milliyetçi çevrelerin gözünde İngiltere ve Fransa'dan yönetilen yabancı bir bankanın Osmanlı devletinin bankası olması kabul edilemez bir çelişki olarak algılanıyordu. Zaten Jön Türklerin gözleri yeni destek ve siyasi denge arayışlarıyla giderek Almanya'ya doğru çevriliyordu. 1914 yılına gelindiğinde hükümetin en ılımlı üyelerinden Maliye Nazırı Cavid Bey dışında Osmanlı Bankası’nı destekleyen pek kimse kalmamıştı. 

Osmanlılıkla en az münasebeti olan bir müessese. 10 Kasım 1910 tarihli Cem Dergisi'ndeki Cem imzalı karikatürde, Osmanlı Bankası'nın "Osmanlı"lığı sorgulanıyor, Osmanlı Bankası genel müdürlük binasının üzerindeki tabelada, kurumun ismindeki \"Osmanlı\" kelimesi, imla hatalarıyla dolu olarak yer alıyordu.
Jön Türk hareketinin iktisatçısı ve Maliye Nazırı Mehmed Cavid Bey'in fotoğrafı
Osmanlı Bankası tarafından Jön Türk ihtilalinden sonra düzenlenen ilk istikraz olan 1908 tarihli %4 faizli 4,711,124 liralık istikrazın tahvili
1911 tarihinde Deutsche Bank tarafından düzenlenererk satışa arz edilen %4 faizli 11.000.000 liralık istikrazın tahvili
17 Ağustos-12 Eylül 1914 tarihleri arasında 130.000 adedi İstanbul'da kasa makbuzlarının arkasına basılarak ihraç edilen Osmanlı Bankası'nın bir liralık banknotunu ön ve arka yüzleri
Londra'da basılıp 15 Eylül-29 Aralık 1914 tarihleri arasında 1.437.000 adedi ihraç edilen Osmanlı Bankası'nın bir liralık banknotunu ön ve arka yüzleri

I.Dünya Savaşı ve İlişkilerin Kopması 1914 - 1915

Bankayla hükümet arasında zaten gerilmiş olan ilişkiler Osmanlı İmparatorluğu'nun 1 Kasım 1914'te savaşa girmesiyle kopma sürecine girmişti. Hükümetin bankadan 2.000.000 liralık bir avans talep etmesi üzerine ipler gerçekten de koptu. Paris ve Londra komitelerinin red cevabını Talat Bey'e aktaran genel müdür Nias ve yardımcısı Steeg 31 Aralık günü bir ültimatomla karşılaştı. Düşman devleti tabiyetinde oldukları için görevlerini terk etmeleri isteniyordu. Yapılacak bir şey yoktu. Fransız ve İngiliz müdürler çekilerek bankanın yönetimi Osmanlı müdürlere devredildi. Hükümete verilen bu taviz ve Cavid Bey'in devam eden desteği sayesinde Osmanlı Bankası'na hükümet tarafından el konulması önlenebilmişti; fakat ilerideki faaliyetlerinin ne denli sınırlı kalacağını tahmin etmek güç değildi. Aslında bankayı cephenin diğer tarafında da benzer bir durum bekliyordu. İngiliz hükümetinin bir kararıyla bankanın faaliyetleri ‘dost' ülkelerle sınırlanmıştı. Artık ikiye bölünmüş ve gücü elinden alınmış Osmanlı Bankası'nın savaşın sonunu beklemekten başka çaresi yoktu.

1915 yılı başında ıngiliz tabiyeti yüzünden Osmanlı Bankası'ndaki görevini ve ülkeyi terk etmek zorunda bırakılan Genel Müdür Arthur Nias'ın fotoğrafı
30 Kasım 1914'te İngiliz hükümeti tarafından Osmanlı Bankası'nın faaliyetlerini tanımlayan ve sınırlayan lisans belgesi
Yönetimin İngiliz ve Fransızlardan Osmanlılılara geçtiğini belgeleyen 13 Ocak 1915 tarihli kararın sureti
1915 yılı başında Fransız tabiyeti yüzünden Osmanlı Bankası'ndaki görevini ve ülkeyi terk etmek zorunda bırakılan Genel Müdür Yardımcısı Louis Steeg'in fotoğrafı
Jön Türk rejiminin güçlü liderlerinden Dahiliye Nazırı ve Maliye Nazır vekili Talat Bey'in (sonradan paşa olacaktır) fotoğrafı

Banka ve Savaş 1914 - 1918

Savaş sırasında bankanın en büyük sıkıntılarından biri taşradaki şubelerinin zaten azalmış olan altın rezervini ordunun taleplerine karşı korumadaki güçlüğüydü. Devlet bankası olarak vazifesini yerine getirmediği düşünülen Osmanlı Bankası üzerindeki baskılar giderek artıyordu. Ekim-Kasım 1918'de Osmanlı İmparatorluğu'nun yenilgisi ve müteffikler tarafından işgaliyle birlikte Osmanlı Bankası için hayat bir açıdan normale dönmüştü. Sürgündeki yöneticiler dönmüş, bankanın idaresini geri almışlardı. Ancak durumun gerçek manada istikrara kavuşmadığı belliydi. Anadolu'da başlayan direniş hareketinin olası başarısını hesaba katan banka yönetimi 1920 sonlarından itibaren Kuva-yı Milliye'ye avans vermeye başlamış, ülkenin muğlak geleceği konusunda mümkün olduğunca öngörülü hareket etmeye çalışıyordu.

Osmanlı Bankası'nın Arap vilayetlerindeki şubelerinin altın rezervleri üzerinde mütemadi talepleri bulunan ve iktisadi durumu askeri tedbirlerle düzeltmeye çalışan dördüncü ordu kumandanı ve Bahriye Nazırı Cemal Paşa oğlu Mehmed ile.
Evrak-ı nakdiyenin Suriye'deki değer kaybına mani olmak için Mayıs 1917'de dördüncü ordu kumandanı Cemal Paşa tarafından düşünülen çarenin idare heyeti zabıtlarındaki kaydı
Bankanın idare heyetinin Osmanlı üyelerinden Nuri Bey'in, bankanın 1918 dahili istikrazına katılımı hakkındaki düşünceleri. Neticede banka, Nuri Bey'in 1.000.000 liralık teklifine karşın, 300.000 liralık bir katılımla yetinmiştir
Osmanlı İmparatorluğu'nun savaşı kaybetmesiyle birlikte ülkeye geri dönen Arthur Nias ile Louis Steeg vekilleri Georges Cartali'den bankanın idaresini geri alışları
Kasım 1920 tarihli banka idare heyeti zabıtlarında, Anadolu'daki Kuva-yı Milliye'ye açılan kredilerin ilk örnekleri (3 Kasım ve 8 Aralık 1920)

Kâğıt Paranın Hortlaması 1915 - 1918

Osmanlı hükümeti savaşa alelacele girmiş, savaşın getireceği mali külfet açısından hazırlıksız yakalanmıştı. Osmanlı Bankası'nın destek veremeyeceği—ve vermek istemediği—anlaşıldığından savaşın finansmanı için bir kez daha kâğıt para basmaktan başka çare yok gibiydi. Osmanlı Bankası banknot ihraç imtiyazını hükümete iade etmiş, hükümet de Temmuz ayında “evrak-ı nakdiye” adıyla anılan kâğıt paraların ilk serisini ihraç etmişti. Bu seri temkinli bir şekilde altın karşılığı garantisi”yle çıkarılmıştı. Fakat ikinci seriden itibaren bu temkin bırakılmış, giderek artan miktarlarda ve farklı kupürlerde karşılıksız evrak-ı nakdiyenin ihracına başlanmıştı. Oldukça kalitesiz bir şekilde Almanya'da basılan bu kâğıt paralar dönemin keşmekeşinin de yardımıyla kolayca taklit edilip sahteleri piyasaya sürülüyordu. Savaşın sonuna kadar bu kâğıt paranın altın karşısındaki değer kaybı %80'e kadar varmıştı. 

Yarım liralık evrak-ı nakdiyenin yirmilik tabakası
Temmuz 1915 ile Aralık 1918 arasında evrak-ı nakdiyenin ihracı (lira olarak, sol ölçek) ve değer kaybı (altın liraya kâğıt kuruş olarak, sağ ölçek)
10 Temmuz 1915'ten itibaren ihraç edilmeye başlanan evrak-ı nakdiyeden 1, 2 ½, 5, 10, 25 ve 50 liralık küpürler
"FAUX" (SAHTE) mührüyle iptal edilmiş sahte evrak-ı nakdiyeden yarım, on ve 25 liralık örnekler
Hazırlayanlar: Hikaye

Kurgu ve anlatım / Concept and narrative — Edhem Eldem, Boğaziçi Üniversitesi

Katkıda bulunanlar: Tüm medya
Bazı durumlarda öne çıkan hikaye bağımsız üçüncü taraflarca yaratılmış olabilir ve aşağıda listelenmiş olan içeriği sağlayan kurumların görüşlerini her zaman temsil etmeyebilirler.
Google ile çevir
Ana Sayfa
İnceleyin
Etrafımda
Profil