MASUMİYET MÜZESİ

Masumiyet Müzesi

Istanbul, Turkey

MASUMİYET MÜZESİ
Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk’un hem yazdığı bir roman hem de yaptığı bir müzedir. Pamuk 1990’lardan itibaren romanı ve müzeyi baştan beri birlikte düşündü. Roman 2008 yılında yayımlandı, müze ise 2012’de açıldı. Müze, romanda sözü edilen eşyaları ve imgeleri sergileyerek, hikâyeye uygun bir atmosfer yaratır. Aynı zamanda hem kurgusal bir müze hem de küçük bir “yirminci yüzyılın ikinci yarısında İstanbul hayatı” müzesidir. Masumiyet Müzesi'nin birinci katının genel görünümü. Kutu dizisi ortadaki boşluğun öte yanında gözüken 3 no'lu "Şanzelize Butik" adlı vitrinle başlayarak sağdaki duvar boyunca bölüm bölüm ilerliyor. Aşağıda, giriş katındaki 68 no'lu "4213 İzmarit" adlı kutu; yukarıda, ikinci katta ise "Fusun'un Ehliyeti" başlıklı 73 no'lu kutu gözüküyor.
1974 ile 2000’lerin başı arasında geçen Masumiyet Müzesi romanı, biri zengin diğeri orta halli iki aile üzerinden geçmişe dönüşler ve hatıralarla birlikte 1950-2000 arasında İstanbul hayatını anlatır. Nişantaş’lı zengin aileden Kemal kendi sınıfından Sibel ile nişanlanmak üzereyken bir yandan da bir dükkanda tezgahtarlık yapan uzak akrabası Füsun’a kaptırır gönlünü. Eski eşyalar ve hatıralarla dolu tozlu odalarda buluşurlar. Füsun bir başkasıyla evlenince Kemal onu bugün müzeye çevrilmiş olan bu binada sekiz yıl ziyaret eder. Her gelişinde Füsun’u hatırlatan bir eşyayı alıp saklamaktadır. Bu eşyalar Masumiyet Müzesi’nin koleksiyonunu oluşturur.

Müzenin giriş katı. Yere romanın geliştirip açıkladığı Aristocu Zaman anlayışını, yani bölünemez anları birleştiren çizgiyi simgeleyen zaman spirali işlenmiş. Tıpkı atomlar gibi, şeyler de, merkezdeki bu boşluğun çevresinde; yukarıdaki "Zaman" adlı 54 no'lu bölümdeki saatlere doğru uzanıyor. İster sigara izmariti, ister tuzluk olsun, müzedeki her eşya bize tek tek anları hatırlatarak zamanı mekana çeviriyor.

5 Katlı Müze binasının 4 katında sergileme alanı vardır. Her katta, romanın bölümlerine karşılık olan ve aynı bölüm numarası ve başlığını taşıyan sergileme kutuları bulunur. Kutular, müzenin en büyük parçası olduğu için girişe yerleştirilmiş olan 4213 İzmarit başlıklı 68. kutu dışında roman bölümleri ile aynı sırayı takip etmektedir. Müze yapılırken, 2000-2007 yılları arasında Kemal Basmacı’nın yaşadığı oda olan en üst katta ise Orhan Pamuk’un roman elyazmalarının yanı sıra romanın her bölümü için yaptığı kutu çizimlerini de görebilirsiniz.
27. SARKMA, DÜŞERSİN
Antoine Ignace Malling'in (1763-1831) yaptığı bu manzaraya bakan bir yeşilliğe, piknik yapmak için yerleştik. Sepeti, içi çay dolu termosu, yalancı dolmaları, yumurtaları, Meltem gazozu şişelerini ve Zaim’in anneannesinden kalan şık örtüyü, o Pazar gezintisini temsil etsinler ve ziyaretçiyi ev içlerinin ve benim acılarımın boğucu havasından çıkarsınlar diye sergiliyorum. Ama okur da ziyaretçi de, acımı bir an olsun unutabildiğimi sanmasın sakın.

27. SARKMA, DÜŞERSİN

47. BABAMIN ÖLÜMÜ
Her erkeğin olumu babasının ölümüyle baslar. Babamın olumu, çoğunu çocuklumdan beri çok iyi tanıdığım eşyaları, kayıp bir geçmişi taşıyan değerli şeylere dönüştürmüştü.

47. BABAMIN ÖLÜMÜ

15. BAZI NAHOŞ ANTROPOLOJİK GERÇEKLER
O yıllarda İstanbul’un en Batılılaşmış ve zengin çevrelerinde bile, bir genç kızın evlenmeden önce bir başka erkekle “sonuna kadar” gitmesinin bazı ciddi anlamları ve sonuçları vardı: On sekiz yaşından küçük kızı evlenme vaadiyle kandırılan öfkeli bir baba, kızını çapkın erkekle evlendirmek için dava açar ve gazetelerin “iğfal edilmiş” dedikleri genç kızın fotoğraflarında gözleri kalın siyah çizgilerle kapatılırdı. Aynı kara bantlar polis baskınında yakalanan fahişelerin, zina yapan ya da ırzına geçilen kadınların gazetelere çıkan fotoğraflarında da kullanıldığı için, o yıllarda Türkiye’de gazete okumak gözlerinin üstü bantlarla kapatılmış kadın fotoğraflarından yapılmış bir maskeli baloda gezinmeye benzerdi.

15. BAZI NAHOŞ ANTROPOLOJİK GERÇEKLER

51. MUTLULUK İNSANIN SEVDİĞİ KİŞİYE YAKIN OLMASIDIR YALNIZCA
Mutlu anlardan geriye kalan eşyalar, o anların hatıralarını, renklerini, dokularını ve görme zevklerini bize o mutluluğu yaşatan kişilerden çok daha sadaketle saklarlar.

51. MUTLULUK İNSANIN SEVDİĞİ KİŞİYE YAKIN OLMASIDIR YALNIZCA

40. YALI HAYATININ TESELLİLERİ
Hüzünlü, nostaljik yazar Abdülhak Şinasi Hisar’ın “Boğaz medeniyeti” dediği şeyin en özgün ürünü olan yalılardan hatırladıklarımı, kayıkhaneyi, sandal gezintilerini, yüksek tavanları, dev gemilerin sanki oturma odasının içinden geçişini ve kıyıdan balık tutmayı, yemek masasının üzerindeki yiyeceklerle kızarmış istavritleri, çok sevdiğim 16. ve 17. yüzyıl Hollanda ölüdoğa resimlerinin hatıralarıyla ifade ettim.

40. YALI HAYATININ TESELLİLERİ

29. ONU DÜŞÜNMEDİĞİM DAKİKA ARTIK HİÇ YOKTU
Kafamızda aniden beliren bir soru ya da ruhumuzdaki belli belirsiz bir hareket ile tam o sırada, dünyada fark ettiğimiz bir gelişme arasında (yanlış olduğunu bilmemize rağmen) istemeden bir ilişki kurmak çok eski bir insani durum. Aristo, Metafizik’inin ünlü on ikinci kitabında, etkin akıl konusundaki çok bilinen düşüncelerini açıklarken bu konuyla ilgilenir, Farabi de ona hak verir. İçimizden, mesela öfkeli, kin dolu bir duygu geçtiği an uzakta denize bir yıldırımın düştüğünü görürsek, öfkemizle yıldırım arasında bir ilişki kurarız. Elektrikler kesildiği vakit, karanlık odada tavana bakıp hayallere dalmışken, birden lambalar yanınca, o sırada aklımızdan geçen şey ile ışık arasında aklımız –hayal gücümüz?- bir ilişki kurar. Ünlü köşe yazarı Celal Salik, yazları çift film seyrettiği sinemalarda, ne zaman bir huzursuzluğa kapılsa hemen filmin koptuğunu yazmıltı. Metafizik çizimleriyle tanıdığımız ressam Ahmet Işıkçı, bu resminde arkadaki ağacın Kemal’in düşüncelerinin ve aşk acısının yoğunluğuyla birdenbire yanıvermeye başladığını söylüyor.

29. ONU DÜŞÜNMEDİĞİM DAKİKA ARTIK HİÇ YOKTU

25. BEKLEME ACISI
Kalpten gelen dürtülerle yapılmış şiirsel müzelerde sevdiğimiz eski eşyalarla karşılaştığımız için değil, Zaman kaybolduğu için teselli oluruz. Çünkü müzeler, zamanın mekana dönüştüğü yerlerdir.

25. BEKLEME ACISI

Masumiyet Müzesi, değişik amaçlar için kullanılan ve bambaşka hatıralar çağrıştıran eşyaların yan yana gelince daha önceden hiç hissetmediğimiz bir duyguyu, aklımızdan hiç geçirmediğimiz bir düşünceyi ortaya çıkaracağı düşüncesi üzerine kuruludur.
Hazırlayanlar: Hikaye

Masumiyet Müzesi - The Museum Of Innocence

Katkıda bulunanlar: Tüm medya
Bazı durumlarda öne çıkan hikaye bağımsız üçüncü taraflarca yaratılmış olabilir ve aşağıda listelenmiş olan içeriği sağlayan kurumların görüşlerini her zaman temsil etmeyebilirler.
Google ile çevir
Ana Sayfa
İnceleyin
Etrafımda
Profil