Ahşap İstanbul

Konut Mimarisinden Örnekler

Kıbrıslı Yalı (Waterfront Mansion) in Kandilli (1962)İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Kaybolan Ahsap İstanbul'un İzinde...

İstanbul manzarasında 20. yüzyıl içlerine kadar ahşap yapılar belirleyici olmuştur. Dramatik bir süreç içinde, bu evler yok olmuştur. Alman Arkeoloji Enstitüsü İstanbul şubesi, geçmişi 1960’lı yıllara kadar ulaşan birçok araştırmada, İstanbul ahşap yapılarıyla ilgilenmiştir. Bu araştırma çalışmalarının bütününe bakıldığında, Amcazade Yalısı’yla 17. yüzyıldan başlayarak 20. yüzyılın başlarına ait Büyükada’daki bir konuta varan zaman dönemine ilişkin genel bir fikir edinilebilmektedir. Tipolojik olarak, Boğaziçi’nin muhteşem yalılarından Zeyrek’te bulunan küçük burjuva konutlarına kadar eski ahşap evlerin tüm çeşitliliğine yer verilmiştir. Kapsamlı olarak belgelenen Zeyrek mahallesi, sergide ayrı bir bölümde yer alacaktır. Sergide özellikle ahşap evlerin yapım tekniğine de yer verilmiştir, bu bağlamda eski çalışma dünyasına ait tarihi araç gereçler ve Amcazade Yalısı’nın ayrıntılı bir konstrüksiyon maketi görülebilmektedir. Sergi, Alman Arkeoloji Enstitüsü arşivinden birçok tarihi fotoğrafla tamamlanmıştır.

18. yüzyıl İstanbul ahşap evi, Sebah ve Joaillier, 1900 öncesi, Ait olduğu koleksiyon: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü
Daha az gösterDaha fazla bilgi
Kuzeyden Parmaklık Sokağı No. 7-17 numaralı evler, 1977, Ait olduğu koleksiyon: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü
Daha az gösterDaha fazla bilgi

Amcazade Yalısıİstanbul Araştırmaları Enstitüsü

En Eski Ahşap Ev: Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı

Olasılıkla İstanbul’un en eski bu ahşap evi 17. yy’dan olup Anadoluhisarı’nın kuzeyindedir. Şimdi artık bulunmayan büyük bir yapı kompleksinin divanhanesidir. Amcazade Yalısı, muhteşem iç dekoruyla Osmanlı yapı sanatının en önemli kanıtları arasındadır. İlk kez 2007 yılında konstrüksiyonu da dahil, ayrıntılı bir rölövesi yapılmıştır. Bulunduğu kötü duruma rağmen, bu narin yapı hâlâ güzelliğini ortaya koymaktadır.

Amcazade Yalısıİstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Amcazade Yalısı’nın maketi: Rölövenin sonucunda orijinal doku yeniden canlandırılmıştır. Maket, belli bir tarih gözetmeksizin, saptanan konstrüksiyon ilkelerini açık ve anlaşılır kılmaktadır. Böylece zaten özgün durumu bilinmeyen Amcazade Yalısı’nın karakteristik dış kaplamasının orijinal cephesini yansıtmadığı söylenebilir. Maket, ıhlamur ve akkavak ağacından 1:20 ölçeğinde, Karlsruhe Üniversitesi’nden Steffen Sauter ile Anita Knipper tarafından yapılmıştır.

Sadullah Paşa Yalısıİstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Sadullah Paşa Yalısı

Çengelköy’de bulunan bu yalı 18. yy sonlarında yapılmıştır. Yalı, ortadan yok olan büyük bir yapı topluluğunun harem dairesidir. Yapı, olağanüstü mekân anlayışı açısından, döneminin Osmanlı yapı sanatının en önemli eserler arasında yer almaktadır. 2004 yılında yapılan araştırmalarda özellikle biçimsel yaklaşılmışsa da, tavan planından anlaşılacağı üzere, mimari bezemeler de incelenmiştir.

Sadullah Paşa Yalısı’nın Boğaz’a bakan tarafı, çizim 2004 (2004)İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Halet Çambel Yalısı’nın cephesi, 2008 (2008)İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Halet Çambel Yalısı

Prof. Halet Çambel’in Arnavutköy’deki konutu, 19. yy’ın ilk çeyreğinde yapılmış olmalıdır. 1978 yılında ayrıntılı bir rölövesi yapılmıştır. Bir zamanlar tam deniz kenarında olan, yalın, asil bu yapının bezemelerinden büyük bir kısmı günümüze kalmıştır. Set set yükselen geniş bahçesi de korunagelmiştir.

Küçüksu koyundan kuzeye bakış. Ön planda Kıbrıslı Yalısı’nın çatısı, 1900 civarı (1900 civarı)İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Kıbrıslı Yalısı

Küçüksu (Kandilli)’deki Kıbrıslı Yalısı 1962 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü (AAE) tarafından incelenmiştir. Geniş bir alana yayılan yapı, belgelenen en büyük yapılar arasındadır. 19. yy ortalarında, o zamanlar oluşan üç sofalı plan (üç büyük dağılım mekânı) tipinde yapılmıştır. Bugünkü durumu birkaç tadilat sonucudur. Bunlar arasında, yapının batısındaki bahçe ve limonluk sayılabilir. Boğaz’a bakan yalın, klasik tarzdaki cephesi, büyük oranda özgün durumunu göstermektedir.

Kıbrıslı Yalısı’nın sofasından görünüşİstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Kıbrıslı Yalısı’nda klasisist ayrıntılarİstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Mazlum Ağa Köşkü’nün dış görünümü (2008)İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Mazlum Ağa Köşkü

Altunizade’deki Mazlum Ağa Köşkü, İstanbul’un kent dışında -geniş bahçeler içinde- pavyon benzeri, bağımsız yazlık ev plan tipini temsil etmektedir. Olasılıkla 1860 yıllarında av köşkü olarak yapılmış olan yapı 1978 yılında belgelenmiştir. Günümüzde İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu tarafından kullanılmaktadır. Fakat özgün doğal bağlamından kopuk durumdadır.

Mazlum Ağa Köşkü’nün cephesi, çizim 1978 (1978)İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

1890’larda kuzeydoğudan Tarabya’daki Alman yazlık konutunun yapılarına bakış (1890 civarı)İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Tarabya

Tarabya’daki Alman Büyükelçiliği tarihi yazlık konutu, 1880’li yıllarda daha eski bir yalının yerine inşa edilmiş olan bir grup ahşap evden oluşmaktadır. Geniş koru, 1880’de II. Abdülhamit tarafından Alman devletine armağan edilmişti. Özellikle ana binada – Büyükelçilik konutunda – zengin bir cephe etkisine ulaşmak amacıyla oryantal formları kullanma çabası belirgindir.

Kayserili Ahmed Paşa Konağı’nın sokak cephesi ve komşu binalar (1979)İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Kayserili Ahmed Paşa Konağı

Süleymaniye’deki Kayserili Ahmed Paşa Konağı ile, şehir içi, büyük konut örneği ile karşılaşmaktayız. Böyle konaklara eskiden İstanbul’un eski kesiminde birçok semtte rastlanmaktayken günümüzde çok nadir hale gelmişlerdir. Bina 1890’lerde inşa edilmiş ve 1978’de belgelenmiştir. Hemen hemen yıkılmak üzereyken restore edilerek önemli, zengin iç dekoru günümüze korunagelmiştir.

Kayserili Ahmed Paşa Konağı, Ait olduğu koleksiyon: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü
Daha az gösterDaha fazla bilgi

Kayserili Ahmed Paşa Konağı’nın üst katına kartonpiyer tavan (1979)İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Altın Ordu Cad. No. 20’nin sokak cephesi (2007)İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Altın Ordu Cad. 20 Numara

İstanbul’un diğer bölgelerindeki mevcut tarihi ahşap evlerin büyük bölümü halen Adalar’da bulunmaktadır. Bunlara, Büyükada Altın Ordu Cad. 20 numara’daki, olasılıkla 1900’lü yılların hemen başında inşa edilmiş olan ev de dahildir. Oturduğu parselin küçüklüğüne karşın, bu mütevazı, küçük burjuva binasına cumba gibi unsurlarla gösterişli bir etki kazandırılmaya çalışılmıştır. Altın Ordu Cad. 20 numara’da bulunan ev, 1920’li yıllarda yerini yığma binaların aldığı İstanbul ahşap evlerinin son kuşağını temsil etmektedir.

G. Berggren adlı sanatçının Osmanlı tütün tekeli itfaiye teşkilatı tatbikat esnasında adlı çalışması (1900 öncesi)İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Ahşap evlerin yapım tekniği ve inşası

19. yüzyıl ahşap evlerinin inşasında kullanılan teknik prensipler görece basitti. Ahşap iskelet basit, oldukça ince kirişlerden – genellikle meşe ağacı – oluşur. Çoğu yalnızca uç uca bitiştirilmiş ve çivilerle birleştirilmiştir. Bu durum, burada bir makette gösterilen Orta ve Yeni Çağ Orta Avrupa ahşap konstrüksiyonlarının çok emek sarf edilmiş ahşap bağlantılarıyla karşıtlık göstermektedir. Ancak bununla birlikte, az sayıda daha eski Osmanlı ahşap evi – Amcazade Yalısı gibi – ahşap iskeletin inşasında büyük bir özen gösterildiğini yansıtmaktadır. Osmanlı ahşap evlerinin her evresinde inşasında ve cephe kaplamasında görülen zanaat standardı çok yüksektir. Bu da, burada bir kesiti sergilenen ahşap işleme aletlerinin çeşitliliğini açıklamaktadır. Örneklerin bir kısmı Orta Avrupa’dan, bir kısmı Türkiye’dendir, ancak 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın başlarında birbirlerinden pek farklılık göstermemektedirler. En çeşitli alet olarak rende öne çıkmaktadır; bunlarla yalnızca tahta ve kalaslar perdahlanmamış, aynı zamanda süsleme profilleri ve yivler, geçmeler da hazırlanabilmiştir. Aletlerin küçük bir bölümü yapısal iskeletin yapımında, yani asıl marangozluk işlerinde kullanılmıştır. Bundan başka büyük testereler, iskarpelalar ve ölçüm aletleri bulunmaktadır. Ahşap işiyle uğraşan zanaatçılar ve dülgerlerin büyük bölümü, Osmanlı İmparatorluğu azınlıklarından Ermeni ve Rumdu.

19. yüzyılın sonu ve 20. Yüzyılın başlarına ait Alman ve Türk menşeli ahşap işleme aletleri, Ait olduğu koleksiyon: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü
Daha az gösterDaha fazla bilgi

Zeyrek’te bir ahşap ev sırası. Arka planda Zeyrek Camii (Pantokrator Manastırı Kilisesi), önde Atatürk Bulvarı, 1977 (1977)İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Zeyrek

Pantokrator Kilisesi (Zeyrek Camii) civarında bulunan, şehrin eski kesimine ait mahalle, tarihi yarımadanın 20. yüzyılın başlarındaki büyük yangınlardan ve ardından gelen yenilemelerden sonra eski haliyle kalabilmiş çok az bölgesinden biridir. Burada 1970’li yıllarda büyük, bitişik nizam ahşap evler hâlâ korunagelmiş durumdaydı. Bu durum, o zamanki şube müdürü Wolfgang Müller-Wiener tarafından hayata geçirilen ve Johannes Cramer (TU Darmstadt) tarafından yürütülen benzersiz ve geniş kapsamlı bir belgeleme projesi için bir fırsat ,oluşturuyordu. Projeye aynı zamanda Karlsruhe ve İstanbul Üniversiteleri de katkıda bulunmuşlardır. 1977-1978 yıllarında 50 kadar ahşap ev mevcut durumuyla kayda geçirilmiş, ancak sonuçta tüm mahalle ölçülmüş ve belgelenmiştir. Binaların yalnızca küçük bir bölümünün 1900’den önce inşa edilmiş olduğu, ancak bununla birlikte mahallenin yapısı ve mimari tarzının önemli ölçüde daha eski gelenekleri yansıttığı görülmüştür. 1977/78’de kaydedilen yapıların birçoğu ne yazık ki artık bulunmamaktadır.

Sebah&Joaillier adlı sanatçının Street opening to Yeni Valide Mosque in Üsküdar adlı çalışması (1900 öncesi)İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

1977-78 yıllarında yapılan araştırmalarda Zeyrek mahallesinin çok fazla kalabalık olduğu anlaşılmıştır. Aslında üç dört hane olarak düşünülen evlerde 60 kişiye kadar oturulduğu durumlara rastlanmıştır. Bu durum, Anadolu’dan İstanbul’a 1950’li yıllardan itibaren başlayan göçün sonucuydu. Önceleri binalar, oluşum ve yapılarını borçlu oldukları kent kültürünün bir parçasıydı. Evlerin kötü bir hale gelmesine çoğunlukla, taşıyabileceklerinden daha kalabalık olmaları neden olmuştur. 1977/78 yıllarında yapılan araştırmalarda ayrıca, konut durumunun iyileştirilmesinde bir dayanak noktası edinmek amacıyla kapsamlı sosyolojik çalışmalar yürütülmüştür. Bu çalışmalarda, Zeyrek’te o dönemde oturanların büyük bölümünün Siirt’ten göç ettiği saptanmıştır.

Zeyrek’te araştırma alanı. 1978 planı ile günümüz yapıları yan yana gösterilmiştir.İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Yapı Tekniği ve Mimari

Zeyrek ahşap evlerinin geniş kapsamlı olarak araştırılması, binaların yapılış tarzına ve özelliklerine ilişkin eşsiz bilgiler sağlamıştır. Binaların kötü durumda bulunuşu, çoğunlukla yapı iskeletinin açıkta kalmasına neden oluyordu. Burada en basit binalarda da çoğunlukla meşe ağacı kullanılmıştır. Cephelerin ahşap kaplaması, birçok örnekte garip bir biçimde 1900’lerde moda olan sac kaplamayla değiştirilmiştir. Bazı cephelerde, Osmanlı İmparatorluğu’nda 1900’den başlayarak yaygınlık kazanan ve ahşap evlerden oluşan bölgelerde çok önem taşıyan yangın sigortasına ait plakalar bulunmuştur. Son olarak, 1970’li yıllarda birçok yapının çatısında geleneksel alaturka kiremit kullanıldığı görülmüştür.

Tarihi çatı yapılarıyla Zeyrek evlerine bir bakış, 1977İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Zeyrek’ten dört ahşap ev dikkat çekmektedir. İbadethane Sokağı 41/43 numaralı bina, 19. yüzyılın ilk yarısına ait olmalıdır. Geleneksel mekân düzeninin bir parçası olan, üzeri kubbeli bir yan mekâna, divanhaneye sahip oluşuyla özellikle göze çarpmaktadır. Bıçakçı Çeşmesi Sokağı 25 numaradaki bina da daha eski yaşam ve yapı geleneğini takip etmektedir. 1860 civarında inşa edilmiş olmalıdır. Hemen karşısında, ondan birkaç on yıl daha yeni olan ve tamamen farklı bir mimari sergileyen Bıçakçı Çeşmesi Sokağı 27 numarada bulunan ev vardır. Yapı formlarında artık belli bir moderniteyle birleşen kentli bir ifade biçimi kendini göstermektedir. Gül Bahce Sokağı 14 numaradaki daha büyük ahşap ev de bu döneme aittir. Tavan aynalarındaki ve cephelerdeki bezeme formları, uygulanışlarının basitliğine karşın, ev sahiplerinin gösterişli bir görünümü arzu ettiklerini göstermektedir. Sözü edilen binaların tümü, günümüzde mevcut değildir.

Divanhanenin iç mekanına perspektif bakış, 1915 civarı (1915 civarı)İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Hazırlayanlar: Hikaye

Küratör: Martin Bachmann
Danışman: M. Baha Tanman
Koordinatörler: Zeynep Ögel, Gülru Tanman, Erkan Bora
Çeviri :Ali Akkaya, Verena Belik
Dijital Adaptasyon: Irmak Wöber, Başak Arifoğlu, Merve Evirgen

Katkıda bulunanlar: Tüm medya
Bazı durumlarda öne çıkan hikaye bağımsız üçüncü taraflarca yaratılmış olabilir ve aşağıda listelenmiş olan içeriği sağlayan kurumların görüşlerini her zaman temsil etmeyebilirler.
Google uygulamaları